31 Temmuz 2014 Perşembe

Vejetaryenlik üzerine ve adsız sağlıkçının yorumuna cevap


Bayram tatili de bitti. Tatile, Üzüm'e ve neler yaptığıma ilişkin haberleri bir başka postta yazıcam. Önce bir yoruma cevap vermek istedim. Şu yazıma sağlıkçı olduğunu belirten adsız kişisinden gelen "Et tüketiminin "aşırı"ya kaçmadığı sürece normal, doğanın bi gereği olduğunu düşünüyorum. Tavuktan bahsetmişsiniz, bir canlı yenir mi demişsiniz. Tavuğun yediği solucan canlı değil mi? Ve bir sağlıkçı olarak söylüyorum, evet sağlığımız için et yemeliyiz."  yorumuna cevap vermek istiyorum. 

Ben lakto-ova denilen türden bir vejetaryenim. Bu da şu demek; et ürünleri dışındaki hayvansal ürünleri yani süt, yumurta, yoğurt, peynir tüketiyorum. Ha bunları tüketirken içim rahat mı dersen, değil. Süt de hayvan sömürüsünün bir yüzü ve hatta en acımasızlarından biri. Çünkü süt vermesi için bir inek ömrü boyunca defalarca hamile bırakılır - ki bu doğal yolla değil, demir bir çubukla döllenmek suretiyle- sonrasında yavrusu elinden alınır, bebeğinin ihtiyacı olan sütü bizler tüketiriz. Bu aşamada yavrunun ve annenin yoksunluk belirtilerini ve çektiklerini saymıyorum bile. İnek ömrü boyunca bu şekilde tüketildikten sonra sütü azalınca kasabın elinde can verir.  Süt endüstrisinin özü budur. Yumurta desen bundan beter, hatta kanatlıların çektiğini başka hiçbir canlı çekmiyor yeryüzünde. Daha detaylıca girmek istemediğim bu tip sebeplerden dolayı, yumurtayı babamın bahçesindeki tavuklardan, sütü de köyden alamazsam tüketmiyorum. Marketten gidip de yumurta ve süt almıyorum. Alamıyorum, anlamak istemeyenler için bu benim açımdan bir vicdan meselesidir deyip kapatmak istiyorum. 


Veganlara, yani hiçbir hayvansal ürün tüketmeyenlere saygı duyuyorum, takdir ediyorum ve hayranlık duyuyorum ama kendi açımdan yapabileceğimi düşünmüyorum. Şu anda bile dışarıya yemeğe çıktığımızda sıkıntı yaşıyoruz, ülkemizde vejetaryen yemek kültürü diye bir şey olmadığından, ya kaşarlı pide yiyeceksin ya da makarna. Başka hiçbir seçeneğin yok. Çorba bile içemiyorum çünkü et suyu koymadan çorba mı yapılır mantığı var. E peynir de tüketmezsem, geriye hiçbir şey kalmayacak. Yemek yapma konusunda da çok yaratıcı ve iyi olduğumu söyleyemem. Yani vegan olduğum takdirde ciddi sağlık sorunları yaşayabileceğimi düşünüyorum. 

Gelelim sağlıkçı yorumcumun söylediğine, yani sağlığımız için et tüketiminin zorunluluk olduğu fikrine. Eti protein açısından zorunluluk görmek, tek protein kaynağının et olduğunu sanmak bence en kibar tabirle cahilliktir. Yumurta, yoğurt, kuru yemişler, baklagiller, lor... Bu besinlerdeki protein oranlarıyla etteki protein oranlarını kıyaslamanızı tavsiye ederim. Lakto-ova vejetaryenliğin et yiyenlerle kıyaslandığında çok daha sağlıklı bir yaşam biçimi olduğunu kabul etmek gerekiyor bence. Bir doktorun hazırladığı şu kaynaktan yaptığım alıntıya göre;

"Vejetaryenliğin sağlık açısından yararları:
• Vejetaryen diyetler kalp-damar hastalık riskini azaltmaktadır. Hayvansal kaynaklı besinlerin toplam yağ, doymuş yağ ve kolesterol içeriği yüksektir. Koroner kalp hastalığının, et yiyenlerde yemeyenlere göre %30 daha sık görüldüğü bildirilmektedir. 

• Vejetaryen diyeti uygulayan  bireylerin, karışık beslenenlere, özellikle eti çok tüketenlere göre kan basıncı ve hipertansiyon riski düşüktür. Bu olumlu etki vejetaryen diyetlerinin toplam yağ, doymuş yağ ve kolesterolü az içermesinin yanı sıra posa, sebze, meyve ve kurubaklagil gibi bitkisel besinleri fazla içermesinden dolayı kan basıncının düzenlenmesinde etkili olan potasyum, magnezyum ve kalsiyumun çok, tuzun (sodyumun) az alınmasından kaynaklanmaktadır.

• Vejetaryen diyeti tüketen bireyler, et içeren diyetle beslenen bireylere oranla daha düşük sıklıkta kansere yakalanmaktadır. Vejetaryen diyeti kurubaklagil, ceviz, fındık gibi sert kabuklu meyveler, taze sebze ve meyveler ile saflaştırılmamış tahıl ürünlerinden zengindir. Bu besinler de kansere karşı koruyucu olarak bilinen antioksidan ögelerin (E vitamini, C vitamini, karotenoidler, bioflavonoid ve diğer biyoaktif bileşikler) alımını artırır. 

• Osteoporosiz (kemik erimesi), kemik mineral içeriğinin azalmasıyla kemiklerin kırılabilir duruma gelmesidir. Etle beslenenlerde osteoporosize yakalanma riski daha yüksektir. Et gibi yüksek protein içeren besinlerin fazla tüketimi, kemiklerden kalsiyum kaybına neden olabilmektedir. Vejetaryen diyeti, yeterli düzeyde az yağlı süt ürünlerini bulundurduğunda 
yeterli kalsiyum alımını sağlar ve osteoporosiz riskini azaltır. 

• Vejetaryen diyeti, posadan zengindir. Şeker hastalığı (Diyabet), yüksek posalı diyet uygulayanlarda,  düşük posalı diyet uygulayanlara oranla daha az görülmektedir. Ayrıca bitkisel kaynaklı besinler posa açısından zengin olduğundan, kabızlığa karşı da koruyucudur.

• Vejetaryen beslenme alışkanlığı sürdürenler, böbrek taşları, safra taşları için de düşük risktedirler.

Vejetaryenliğin sağlık açısından sakıncaları:
• Vejetaryen olmak her zaman sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürüldüğü anlamına gelmez.
  
• Vejetaryen bireyler besin çeşitliliklerini iyi ayarlayamazlarsa demir mineralini yetersiz alabilirler. Bunun sonucunda ise kansızlık (anemi) görülmesi kaçınılmazdır.

• Vejetaryen diyetlerinde özellikle veganlarda B12 vitamini yetersizliği de anemiye neden olur ve sinir sisteminde geri dönüşü olmayan zararlar verir.

• Vejetaryen yetişkinler, büyüme çağındaki çocuk ve gençler kalsiyumun iyi kaynakları olan süt ve ürünlerini yetersiz tükettiklerinde kemik sağlıkları riske girecektir.

• Besin çeşitliliği sağlanamadığı ve B12 vitamini gereksinimini karşılayacak kadar yumurta ve süt gibi hayvansal kaynaklı besinler tüketilmediğinde homosistein yükselir. Homosistein seviyesinin yükselmesi ise kalp damar hastalıkları için bir risk faktörüdür."

Şimdi yukarıdaki manzarayı incelediğimizde, yarar-zarar kıyaslaması yaparsak, kim daha iyi besleniyor? Yumurta ve süt ürünleri -ki bunların da doğalını tüketiyorsa- tüketen bir lakto-ova vejetaryen olan ben mi, yoksa etobur arkadaşım mı? Düzenli B vitaminimi alıyorum, yumurta ve yoğurt yiyorum, her gün badem, ceviz, kuru üzüm, fındık tüketmeye çalışıyorum. 

Tüm bu beslenme ve insan sağlığı kısmını geçsek bile, ben kendi açımdan, kendi vicdani rahatsızlığımdan dolayı et yiyemiyorum. Lezzetinden vazgeçmemek uğruna hayvanlara yapılan tüm zulümlere ortak olmak istemiyorum. Dünyanın sadece biz insanlar için varolduğu, hayvanların bizim beslenmemiz için yaratıldığı düşüncesi bana son derece bencil, kibirli ve türcü bir düşünce şekli gibi geliyor. 

Doğanın bir gereği olarak et yeme konusunda ise tam bir ikiyüzlülük içinde insanoğlu. Et yiyorum, çünkü doğanın kuralı bu diyorsunuz. Aslanlar ceylanları yiyor, tavuklar da solucanları yiyor, ben de inekleri yerim diyorsunuz. Hem bizler en üstün canlılarız, hayvanlardan üstünüz farklıyız diyorsunuz. Hayvanlar deneylerde türlü işkencelere tabi tutulurken "ama onlar hayvaaaan" diyorsunuz. Ama mevzu et yemeye gelince hayvanlarla bir olmakta bir sakınca görmüyorsunuz. Bir aslan etobur olduğu için et yemek zorunda, ya sen? Lezzetinden vazgeçemediğin için her yıl milyarlarca hayvan öldürülüyor, gün yüzü görmeden, ayakları çime basmadan, tıklım tıkış kafeslerde işkence ediliyor. Hissetmediklerini, acı duymadıklarını düşünüyorsan senin için yapabileceğim ve söyleyebileceğim hiçbir şey yok. Ama hissedebildiklerini bile bile yiyorsan, biraz daha düşünmeni, biraz daha empati kurmanı istiyorum. Bu bir zorunluluk değil, bunu kabul et, lezzetinden dolayı vazgeçmemek adına bahaneler üretme. 

Sevgiler, saygılar efenim :)




12 yorum :

  1. Yahu Allah aşkına, kimsenin derdi yok, ne yediğin ne yemediğine mi sarıyor ? =) Siz piyano piyano devam edin ömrünüze =) Keyifler olsun!

    YanıtlaSil
  2. Yok, yeme içme mevzuları bence de büyük bi dert :) Ben de sarıyorum bu konuya çokça aslında :D

    YanıtlaSil
  3. Tavuk ve balık yemeyen bana saracağını düşünmedim nitekim =) Ama bak bir soru koptu geldi şimdi aklıma; 'Bizim yavrular 3 haftalık olmak üzere ve kuru mama yemekteler. Bu sakıncalı mı ? ( Üzüm'e benziyorlar, kuyrukları sade ama annelerinin Üzüm gibi kocaman. Muhtemelen yavruların da tüylenecek kuyrukları. İşte henüz kuyrukta kısa tüyler varken kuru mama yemeleri doğru mu ? )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuru mama yemelerinde bi sakınca yok tabi, yanında bol su koyduğun sürece. Ama sadece kuru mamaya alıştırma, yemek de yesinler. Yoğurt özellikle iyidir.

      Sil
  4. Ben de vejetaryenim ve en imrendiğim şey; Vegan olabilmek !... Tabii sizin de değindiğiniz gibi günümüz koşullarında çok zor bu. Fazlasıyla disiplin gerektiren bir durum. Evde olduğum zamanlarda et ve süt ürünü tüketmiyorum (tabii hazır gıdalardan mecburen alıyorum) ama iş yaşantısında maalesef ki bu mümkün olmuyor.
    Çocukluğumdan beri balık ve kırmızı eti hiç sevmedim sadece tavuk yiyordum ama 5 yıldır onu da çıkardım hayatımdan.
    Paul McCartney'nin dediği gibi; Mezbahaların cam duvarları olsaydı herkes vejetaryen olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin Kedi Butik.
      Mezbahalar şehrin dışındadır hep, yüksek duvarları, penceresiz binaları vardır. Gözlerden uzak köşelerde acı ve ölüm sessizce yaşanır. İçeride olanları bilsek de görmek, duymak istemez kimse. Tabağındakinin bir hayvanın vücudunun parçaları olduğunu düşünmek istemez kimse, "et" tir onun adı, "bonfile"dir. İnek değildir artık. Demek istediğim, mezbahaları biliyoruz aslında, ama bilmezden gelmek işimize geliyor.
      Yorumun için teşekkürler.

      Sil
  5. Bende bir süredir et yemiyorum. Yalnızca balık...Zaten evde et yemekleri pişmezdi o yüzden akşamları sorun yok, beni zorlayan öğle yemekleri. Doğru dürüst sebze yemeği çıkmıyor iş yerinde sürekli makarna salata çorbaya talim. İdare ediyorum bir şekilde, sabahları yumurta yemeğe çalışıyorumki öğle yemeğindeki protein eksikliğini dengelemek için ama biraz internetten de araştırmam gerekecek sanırım protein kaynaklarını, bu konu ile ilgili önerilerin tavsiyelerin varsa duymak isterim ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kısa zamanda yeni bir yazı yazayım o zaman sana özel :)

      Sil
  6. Bu yazıyı yürekten alkışlıyorum! Ne kadar güzel ve dayanaklı bir cevap olmuş.
    Çılgın gibi hayvan seven, zamanında eti de çok seven ama kıyamamaktan, en azından kırmızı et ve tavuğu bırakabilmiş biriyim. Balık yiyorum, biliyorum o da hayvan ama bu kadarını becerebildim ben. Et yemeye devam edip de, diğer yandan milyon tane hayvana hayrı dokunan tanıdıklarım da var. Aslında bunlar biraz sorgulanabilir işler. Ama o, "Hayvanlar, insanların yemesi için yaratıldı." diyenler var ya, işte onlara ateş püskürüyorum! Ne hakla, hangi cüretle?!
    Bir de et yemeyenleri küçümseyen bir zavallı grup var. Onlar genelde hayvanları koruyanları da kendince küçümsemeye çalışan tuhaf yaratıklar. Yani özetle, kendi şu dünyada hiçbir duyarlılığa sahip olmayan, her şeyi kendine hak gören insanlar bunlar ve onlara gerçekten acımak lazım diye düşünüyorum.
    Bu güzel yazı için de tekrar teşekkürler. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim Gökkuşağı Dosyası.
      Vejetaryen olmak bazılarına komik geliyor nedense, evet doğru tespit :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...