çevre bilinci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çevre bilinci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2014 Cuma

Ağaç



Hükümet destekli olduğu aşikar olan özel bir şirket (Kolin), Soma - Yırca'da tam 6000 ağacı katletti. Günlerdir zeytin nöbeti tutan köylüler, bu şirketin özel güvenlikçileri tarafından yerlerde sürüklendi, darp edildi. Tam 6000 zeytin ağacı kesildi.  

Önce bu köylülerin geçim kaynağı olan toprakları "acele kamulaştırma" yoluyla ellerinden al, binlerce zeytin ağacını kökle, dümdüz et, sonra buraya, yandaş firmana, lanet bir termik santral diktir, hem toprağı, hem havayı, hem orada yaşayan insanları pisliğe boğ, insanları geçim kaynağı olan topraktan koparıp lanet madenine sok, paradan başka kutsalı olmayan şerefsizlerce güvenlik önlemi alınmayan işlerde beş kuruşa çalıştır, cinayet gibi kazalarda da ölünce "fıtrat" de, "doğal afet" de. Bu ülkenin başına gelmiş en büyük afet sizsiniz. Fıtratınızda da yağmacılıktan, talandan, hırsızlıktan, başka bir şey yok.

Greenpeace grubunun da desteğiyle açılan davada, Danıştay bu akşam saatlerinde yürütmeyi durdurma kararı vermiş. Durdurma kararı, kesilen 6000 ağacı geri getirecek mi? Dava devam ederken, özel güvenlikle, dozerlerle, kanunsuz bir şekilde bu alandaki zeytin ağaçlarını kesme hakkı var mı bu firmanın? Neye güvenerek bu şekilde rahat hareket ettikleri son derece açık aslında. Çünkü devir onların devri, sırtları yere gelmez.

Yaşam alanı ormanlık alanların yok edilmesiyle domuzlar boğazlarda yüzüp şehir merkezlerine giriyor, ayılar yaşam alanlarında yiyecek bulamayınca mezar kazıp ölüleri yiyor. Ve durmak yok, yola devam. Katletmeye, yok etmeye, sömürmeye devam. Doğayı sömür, dini sömür, insanı sömür, emeği sömür. 

Devran döner mi dönmez mi bilemem - ki umudum yok- ama bunların intikamı alınacak. İnsanlar tarafından değilse de doğa tarafından. 

13 Eylül 2014 Cumartesi

Pugedon nedir, ne işe yarar?

Pugedon bir geri dönüşüm kutusu. Cam, plastik, teneke kutuları atıyorsunuz, attığınız her şişe için 4 gr mama düşüyor alttaki kaba. Ayrıca su koyma yeri de var. Böylece hem geri dönüşüm sağlıyorsunuz, hem de sokak hayvanlarına su ve mama desteği veriyorsunuz. 

Çöplerimi ayırırım her zaman. Cam, plastik şişeleri balkonda bir kutuda biriktiririm. Dün akşam aldık biriktirdiklerimizi, pugedona gittik. Sanırım 60'a yakın cam şişe ve biraz da teneke kutu attık. Bir sürü mama düşürdük. Çok mutlu oldum. 

Çöpe giden bir sürü cam ve plastik şişe, teneke kutu var. İçtiğiniz soda, bira, kola şişelerini ayrı bir yerde biriktirmek aslında çok da zor bir şey değil. Hem çevreye hem de sokak hayvanlarına bir yararınız olur. Fena mı olur? 

Bu da sayfası. Yaygınlaşması dileğiyle...

8 Eylül 2014 Pazartesi

Aptallık Çağı (2009)


Haftasonu 2 film, 2 belgesel izledim. Hepsini de çok sevdim. Özgürlük Yolu (into the wild), Can Dostum (intouchables), Ağaç Eken Adam ve Aptallık Çağı. Aptallık Çağı en sersemleticisiydi. Tokatlıyor adeta sizi. 2009 yılında çekilmiş olan filmsi belgeselde (güzel tanım oldu bence), acil önlem alınmazsa ve insan türü bu yok edici alışkanlıklarından bir an önce vazgeçmezse 2055 yılı civarı bizi ve dünyayı bekleyen sonu anlatıyor. Ve yine acil önlem alınmazsa geri dönüşün mümkün olamayacağı tarih olarak 2015 yılı veriliyor. Yani geldik dayandık en üst sınıra. Bu aşamadan sonra hükümetler çok radikal değişikliklere imza atmadıkları takdirde (ki atmayacaklarından da adım gibi eminim) geri dönüş pek mümkün görünmüyor.

Bu tip uyarı niteliğinde filmler, belgeseller, bilimsel açıklamalar ve araştırmalar, hala bazı insanlara şaka gibi geliyor. Filmde dediği gibi bir görmezden gelme çağı, bir aptallık çağı yaşıyoruz. Adamlar her gün çıkıp açıklıyor, küresel ısınmanın boyutlarını, neler yapılması gerektiğini, yapılmazsa neler olacağını basbas bağırıyorlar ama hiçbir şey umurumuzda değil. Hakikaten aptallık çağı. Bir yerinde şöyle bir tespit yapıyorlar filmin: İnsanlar ani olaylara, karşısında gördüğü düşmana tepki verirmiş, uzun vadeli tehlikelere karşı tepki vermemesinin sebebi bu evrimsel zaafımızmış. Yani bilim insanları istediği kadar yırtınsınlar, 20 yıl sonra şöyle olacak, böyle olacak desinler, bizler aptalca tüketmeye, yok etmeye devam edeceğiz. "Ohooo, o zamana kim öle kim kala" dimi ama. Mükemmel bir isim konmuş bu belgesele. 

İzlediğimden beri türlü türlü duygulara sürükledi beni. Her şey bomboş geldi bir an. Ne için çalışıyorum, ne için didiniyorum dedim. Nasıl olsa her şey yok olacak, içine ettiğimizin dünyasının son demleri. Bir an bu dünyayı bu hale getiren nesil olduğum için utandım. Bir an daha da keyif almalıyım dedim, doğaya daha çok çıkmalı, tabiatın müthiş güzelliklerini doya doya yaşamalıyım. Dün İzmir'in daha önce gitmediğim müthiş bir yerine gittim. Kavacık. Resmen iklim değişikliği yaşadık, nasıl serin bir hava, oksijenden ve mentol gibi kokan çam kokusundan başım döndü yolda. Durduk kenarda bir yerde, yapraklarını döken yaşlı bir çınarın dibinde serildim yaprakların üzerine. Çıtır çıtır yaprak sesi, en sevdiğimmm. 
Dağa çıkış yolunda İzmir'i uçaktaymış gibi görüyorsunuz tepeden. Neyse, ne diyorduk; Aptallık Çağı'nı izleyin ve izletin.

Sonlarına doğru etkileyici bir konuşma var: "Neden hiçbir şey yapmadık? Gezegeni tükettiğimizi bile bile neden bir şey yapmadık. Kendi neslini yok eden tek tür değiliz ama bunu bilerek yapan tek türüz. Yoksa insanlığı korunmaya değer bulmuyor muyuz?"

29 Mart 2014 Cumartesi

29 Mart Cumartesi Saat: 20:30 - 21:30 DÜNYA SAATİ


İklim değişikliğini hatırlamak hatırlatmak için...
Doğal kaynak kullanımının sınırlarını çizmek için...
Canlı türlerinin yaşam haklarını koruyabilmek için...
Çevre duyarlılığı ve yaşanabilir bir dünya için...
Çocukların ve kendin için...
DÜNYAYA OLAN SEVGİNİ GÖSTERMEYE VAR MISIN?


Dünya Saati Nedir?


2007 yılında Avustralya'da binlerce kurum ve milyonlarca insan ile birlikte sembolik yapıların ışıklarını bir saatliğine kapatarak, iklim değişikliğiyle mücadele için tüm dünyaya çok önemli bir mesaj verdi: hepimiz tek evimiz, gezegenimizin karşı karşıya olduğu, başta iklim değişikliği olmak üzere çevre sorunlarıyla mücadele etmek için acilen adım atmalıyız! 

Avustralya'da 2 milyondan fazla insan ve 2.000'den fazla kurum katılımıyla başlayan Dünya Saati kısa bir sürede 7 kıtadan, 150'den fazla ülkeden, 7.000'den fazla şehirden binlerce insana ulaşarak bugün dünyanın en büyük çevre hareketinin adı olmuştur.

Dünyanın sembolik yapılarından Sidney Liman Köprüsü, Toronto'daki CN Kulesi, San Francisco'daki Golden Gate Köprüsü, Roma'daki Kolozyum, Çin Seddi gibi küresel öneme sahip birçok simge, hızla büyüyen bir kampanyanın umut simgeleri olarak karanlıkta kaldı. 

Türkiye'de Dünya Saati


Ülkemizde 2008 yılından beri WWF-Türkiye tarafından yürütülen Dünya Saati, 2010 yılında katılım açısından önemli ilklere sahne oldu. 230'un üzerinde kurum ve yaklaşık 5.000 kişinin katıldığı Dünya Saati'ne Boğaziçi Köprüsü ışıklarını kapatarak destek verdi. 2011 yılında 20.000'den fazla kişi ve 250'nin üzerinde kurum dünyanın geleceği için güçlerini birleştirdi. Boğaziçi Köprüsü'nün yanı sıra Ankara Opera Binası ve Kastamonu Kalesi de yerini aldı. 2012 yılında ise Türkiye'de kendi rekorunu kıran Dünya Saati'ne 75.000'den fazla insan ve 400'ün üzerinde kurum katıldı. Boğaziçi Köprüsü ile birlikte Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Dolmabahçe Sarayı ve Saat Kulesi, Beylerbeyi Sarayı, Küçüksu Kasrı, Galata Kulesi, Aya Sofya Müzesi ilk defa Dünya Saati için ışıklarını kapattı. 2013 yılında #dominoetkisi kampanyasıyla 70.000’den fazla insan kampanyaya destek verdi. Türkiye’nin farklı şehirlerinden onlarca sembolik yapının ışıkları kapandı. 

1 ülkeden 7 kıtaya Dünya Saati: Kısaca tarihçe…


31 Mart 2007, 19:30-20:30


Dünya Saati, Avustralya'nın Sidney kentinde başladı. 2 milyondan fazla insanın ve 2.100 kurumun katıldığı Dünya Saati, ulusal ölçekte bir kampanya olarak planlanmışken, dünyadaki diğer şehirler Avustralya'dan yükselen çağrıya kulak verdi. 

29 Mart 2008, 20:00-21:00


35 ülke ve 371 şehrin katılımıyla gerçekleşti. 50 milyondan fazla insanın katıldığı tahmin ediliyor. 

28 Mart 2009, 20:30-21:30


88 ülkeden, 4.000'den fazla şehirden yüzbinlerce insanın katılımıyla gerçekleşti. 

27 Mart 2010, 20:30-21:30


Rekor sayıda ülkenin katımlıyla gerçekleşti. 128 ülkenin katıldığı Dünya Saati'nde insanlar, küresel iklim değişikliği konusunda harekete geçmek ve sürdürülebilir bir geleceğe doğru yol açmak için tüm dünyaya net bir mesaj vermiş oldu. Asya Pasifik'ten Avrupa'ya, Afrika'dan Amerika'ya kadar pek çok ikonik yapı ışıklarını kapatarak Dünya Saati'ne destek verdi. 

26 Mart 2011, 20:30-21:20


135 ülkenin katılımıyla kendi rekorunu kıran Dünya Saati, ilk defa insanların kampanyaya katılmalarının yanı sıra bir saatin ötesinde yapabilecekleri değişimleri düşünmelerini sağladı. 

31 Mart 2012, 20:30-21:30


Tüm dünyada 157 ülkeden 7.000'den fazla kentin ve 1 milyardan fazla insanın katılımıyla yeni bir rekor kırdı. Kampanya 2009 yılından beri en büyük büyümeyi kaydederken, insanların gerçek bir değişim yaratmak için bir saatine ötesinde neler yapabileceğini düşündürtmeye devam etti. 

23 Mart 2013, 20:30-21:30


Dünyanın en büyük çevre hareketi olan Dünya Saati yedi kıtayı bir araya getirdi. 150’den fazla ülkede milyonlarca kişinin katılımıyla rekora imza attı. Türkiye’den çok sayıda Valilik, kurum, birey ve sembolik yapının katıldığı Dünya Saati’nde alınan kararların domino etkisi gezegenimiz için birlikteliğin gücünü ortaya koydu. 

KAYNAK VE DAHA FAZLASI İÇİN TIKTIK



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...