İngilizce öğrenmeye karar verdim blog. Zaten bugüne kadar öğrenmemiş olmam hataydı. Yıllardır istiyorum ama bir türlü istikrar sağlayamamıştım. Motive eden sebepse buralardan çekip gitme isteğim. Ciddi ciddi düşünüyorum artık bunu. Ama çok çok zor bir karar bizim için bu. Mesleğimiz yok, dilimiz yok, yaşımız olmuş ohoo. Ama yine de bir yerden başlamak lazım değil mi. Biraz biraz araştırmaya başladık ama öncelikli hedef dil öğrenmek. Birkaç uygulama yükledim telefona, akşamları çalışıyorum bakalım. Zemini kuvvetlendirdikten sonra bir kursla devam etmek en mantıklısı sanırım. Bu arada para da biriktirmemiz lazım.
Bu ülkenin yarısı diğer yarısından nefret ediyor artık. Uçurum öyle derinleşti ki. Zam yağmuru karşısında ülkenin bir yarısı "ohh daha beter olsun" diyor mesela. Sanki kendilerini etkilemiyormuş gibi. Ama hak ettiğimiz şekilde yönetilmenin karşılığı bunlar. Kurunun yanında yaş misali. Diğer yarısı ise o kadar odaklanmış mı desem büyülenmiş mi desem, at gözlüğü mü takıyor desem (bu şuurunu yitirircesine bağlanma durumu karşısında ne diyeceğimi gerçekten bilmiyorum). Ülkede olumsuz olan her ne varsa dış güçlerin oyunu. Faiz hobisiydi, İsraildi, bizim yükselmemizi çekemiyorlardı, dünya liderimizi kıskanıyorlardı falan... Artık anlatacak gücüm, söyleyecek kelimem kalmadı benim ya. Önceden sinirden uykularım kaçacak kadar takardım kafaya. Artık sinirler laçka oldu. Üzülmüyor muyum, üzülüyorum. Üzüldüğüm kısım kurunun yanındaki yaşlar. Ben ve benim gibiler. Sinirimi bozan kısımsa diğer yarı. Ama artık şuna eminim ki, her ne olursa olsun görmeyecekler, anlamaya çalışmayacaklar, farketmeyecekler. Çünkü cidden bir dine inanır gibi inanıyorlar, sorgusuz sualsiz. Tapar gibi seviyorlar adamı. Ne dersen de, boş. Ne kadar anlatamaya çalışırsan çalış, dinlemiyorlar.
Tren kazası oluyor, 24 vatandaş ölüyor, 300 küsur yaralı var. Ama ülkenin yarısının umurunda bile değil. Şaka gibi ya artık ülkenin hali. Trajikomik. Şunu bile okudum sosyal medyada: "kaza için yaygara koparanların amacı törenleri iptal ettirmek." Ne diyeyim ki... Buna söylenecek bir şey var mı? Gitgide daha duyarsız, daha kindar, daha ayrıştırılmış bir toplum oluyoruz. Başkalarının acılarından mutluluk duyar hale geldik.
Üzülüyorum ve sıkılıyorum artık bu ülkede yaşamaktan. Ufacık hayatımızda küçücük mutluluklarımız oluyor, onlara bile sevinemiyoruz. Her gün yeni kötü haberler. İnsanların birbirine düşmanca tavırları, bu ayrıştırılmışlık çok canımı sıkıyor. Kalitesizlik, liyakatsizlik...
Öyle işte be. Yine iç sıkıcı şeyler yazıyorum yaa. Sanki her şey kötü gidiyormuş gibi. Aslında öyle değil işte, hayatımızdaki ufak mutluluklarımızı boğan bir ülke gündemi olunca insan buraya öyle şeyleri yazmaya bile utanıyor. Çocuklar öldürülüyor, hayvanlar işkence görüyor. Bunlar olurken insan mutlu olmaya hakkı yokmuş gibi geliyor.
















.jpg)
