28 Ocak 2015 Çarşamba

6 milyar yıl sonrasını düşünmek...


Dün akşam Discovery Science kanalında Gökadalar'la ilgili bir programa denk geldim. Hayır, ben sadece belgesel izlerim tarzında konuşmayacağım :) Ama geçenlerde Dsmart'tan aradılar bir senelik bir üyelik için anlaştık kendileriyle. Son günlerde televizyonu açmaya gerek bile görmeyince sorguladım bir an kendimi. Lan, para verdik Dsmarta, neden hiç izlemiyorum dedim kendi kendime, açtım. İyi ki de açmışım. Hayatımda izlediğim en güzel şeylerden birini izledim, soluk almadan, merak ve hayretler içersinde, gözümü belerte belerte izledim.

Küçüklüğümden beri gökyüzüne ve yıldızlara meraklıyımdır. Henüz bir ergenken, babamın çatı katındaki evinde yaşarkene, çatıya çıkar, Tübitak yayınlarından aldığım yıldız ve gökyüzü harita kitabımla gökyüzünü izlerdim. Hatta kaseti de vardı, kulaklığımı da takardım, şehir merkezinin ışıklı gökyüzünde görebildiğim yıldızları hayran hayran izler, isimlerini ve yerlerini ezberlerdim.  Bulutsuz bir gecede, ışık kirliliğinin olmadığı ıssız bir yerdeki gökyüzü kadar büyüleyici bir şey var mı?

Gökada, diğer adıyla Galaksi dediğimiz şey, toz, gaz bulutları, yıldızlar, gezegenlerin milyarlarcasının bir arada bulunduğu bir oluşum. Dünyamızın içinde bulunduğu Gökada, Samanyolu Gökadası. Samanyolunun içersinde yaklaşık 200 milyar yıldız bulunuyor. Yani Dünyamız sadece bu galaksideki 200 milyardan biri. Galaksideki yerimiz tam olarak şöyleymiş:



Evrende kaç tane gökada var? Büyük gökada dediklerinden -Andromeda, Samanyolu gibi- 300 milyar, cüce gökada denilenlerden ise 7-8 trilyon tane. Her birinin içinde milyarlarca gezegen ve yıldız. Sonsuz sayıda bir toplam çıkıyor sanırım. Dünyamız, Samanyolu Gökadasındaki konumu itibariyle yaşam oluşabilmesi açısından şanslı bir yerde. Hem güneşe, hem de galaksi merkezine olan konumu itibariyle mükemmel noktada. 

Peki, bu kadar büyük sayılardan bahsederken, başka Gökadaların, başka mükemmel noktalarında yaşam olmadığına nasıl emin olabiliriz? Bu evrende, kumsaldaki bir kum tanesi bile değilken, kendimizi nasıl da büyük görüyoruz, nasıl da kibirliyiz değil mi? Evrenin bizim yaşamımız için "yaratıldığı" fikri sizce de fazlasıyla iddialı değil mi? 

Gelelim, yeni öğrendiğim ve beni yerime mıhlayan başka bir bilgiye. Gökadalar, belirli bir yörüngede sürekli dönerlerken bir yol katediyorlar. Ve çoook uzun bir zaman sonra -ki bu zamanın 6 milyar yıl olduğu söylendi- devasa Andromeda Gökadası ile Samanyolumuz karşılaşacaklar. Milyonlarca yıl sürecek bir çarpışma sonrasında devasa yeni bir Gökada oluşacak. Peki bizim minik dünyamız ne olacak? Ya evrenin sonsuz boşluğuna savrulacak, ya da yeni gökadanın merkezine yakın bir kısmında konumlanacak, her iki ihtimalde de, bu dünyadaki yaşamın sonu olacak. Tabi ki hala yaşam olursa...

Dün akşam bunu izledikten beridir, 6 milyar yıl sonrasını düşünüyorum deli gibi. Neler olacak acaba o muhteşem karşılaşmada, hala yaşam olacak mı dünyada o zamana kadar? Ne kadar tuhaf değil mi, 100 yıl öncesine kadar sadece bizim içinde bulunduğumuz gökadanın var olduğu düşünülürken, Hubble teleskobuyla yeni bir çığır açıldı ve artık bu hesaplamaların bile yapılabildiği bu günlere gelindi. Hem çok şanslı hem de çok şanssız bir dönemde doğmuşuz. Hem artık çok daha fazla bilgiye ulaşabildiğimiz bir dönemdeyiz, hem de kaynakların insafsızca sonunu getirdiğimiz bir dönemde. Son yüzyılda çok şey öğrendik, ama öğrendiklerimizle kendi sonumuzu da getiriyoruz. 

Nasıl kıskanıyorum, nasıl imreniyorum, içim gidiyor, o koca tesislerde, koca teleskoplarla çalışan, bu muhteşem evrenin sırlarını birbir çözen insanlara. Gökyüzü beni büyülüyor, evren ve uzayla ilgili bu bilgilere bayılıyorum. Muhteşem değil mi sizce de tüm bunlar :) 


Andromeda

NGC1300

NGC5866

Sarmal Galaksi
Sombrero 

16 yorum :

  1. Bu bilgiler hem çok güzel, hem de çok korkunç...Cehalet mutluluktur diye boşuna demiyorlar bence :)
    Ayrıca ben de inanmıyorum evrendeki tek dünya olduğumuza, aklımızın dahi alamayacağı bir büyüklükte yalnız olmamız imkansız...Uzaylılarla ilgili çok güzel belgeseller var ama korkuyorum izlemeye valla :)
    Bu arada Satranç çok severek okuduğum bir kitap, sana da keyifli okumalar canım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Korkunç değil de büyüleyici geliyor bana.
      Satranç keyifli başladı, demek ki keyifli de bitecek :) Teşekkür ederim Burcum.

      Sil
    2. Evet büyüleyici de aynı zamanda, ama ben korkuyorum işte :)
      Mesela zaman zaman hayal ediyorum, sokakta yürürken beni uzaylılar kaçırsa naparım diye :) Ayy korkunç :)

      Sil
    3. Deli kız :D Napcaklar, deney yaparlar üzerinde :P

      Sil
  2. Büyüleyici görüntüler ...her zaman merak etmişimdir..kedinizin kravatına bayıldım benimki taktırmaz..hiç sıkıntıya gelemiyor ayna da kendini göstermeye çalışıyorum ona bile bakmıyor..sevgiyle kalın....
    bilge-orfe.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzüm de sıkıntıya hiç gelemez, bu kravat boynunda fotoğrafı çektiğimiz 5 saniye boyunca durdu, o andaki şoka girmiş halinin fotosu bu :) Sonrasında bizi cezalandırdı zaten :D
      Teşekkürler yorumun ve ziyaretin için.

      Sil
  3. Kitapsız Kedi biz aynı kafadayız sanırsam. Ben de bayılırım böyle belgesellere, gökyüzünü yıldızları düşünüp bu dünyadan fikren uzaklaşmaya :) Keşke bir gün bir kahve içsek.

    YanıtlaSil
  4. Bu belgeseller zaten beni sorgulara sevk edenlerin önden gideni, mihenk taşları, kopma noktam, vs vs =)
    Akıl almayacak bir şey bence de. Hem hoşuma gidiyor hem de sınırlı vaktimin olması ve bütün eğlenceyi kaçıracak olmam beni üzüyor. Çarpışma olmadan çok önce dünya ısınacağı için yaşama elverişli olmayacakmış zaten yani olaya şahitlik etmek için kendimize dünya dışında mobil dev yaşam alanları inşa etmemiz gerekecek.Dünyanın var oluştan ve yok oluşa giden zamanı 24 saatse insanların dünya üzerinde var oluşu 1dk mı 1 sn lıkmi komik derecede kısa bir zaman. Bir de tabi şu kara delikler var ki belki çarpışmadan daha çok onları merak ediyorum.Bu merakla ölecek olmaya da ayrıca gıcık oluyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten yaşam olsa bile bir insan ömrü neler olacağını görmek için çok çok kısa. Milyonlarca yıl sürecek olan birleşmeden bahsediyorlar. Kara delikler de çok ilginç, Samanyolunun göbeğinde de varmış ama Dünyanın merkeze çok uzak olması sebebiyle zarar görme ihtimali yokmuş.

      Sil
  5. Çok enteresan bilgiler, son zamanlarda ben de youtubedan evrenle ilgili belgeseler izliyorum, paralel evren var mı yok mu diye düşünürken, geçen gece rüyamda gördüklerim ve sabah sanki rüyamı yaşamış gibi aşırı derecede yorgun kalkmam beni paralel evren konusunu daha da sorgulatıyordu ki, senin yazına denk geldim.Bu kadar büyük ve daha da genişleyen bu evrende insanların bu halleri insanı daha da umutsuzluğa düşürüyor. İzlemeye devam. Çok ilginç gerçekten de...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dejavu filmini izledin mi? Denzel Washington'un. Paralel evren ilgini çekiyorsa izle :)

      Sil
  6. Ah o uzay belgeselleri, umudun ta kendisi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dimi yaa, başka bir ruh haline bürünüyorum izlerken. Sen hani olmayan şeyler ülkesinde hayallere dalıyorsun ya, ben de evreni düşünürken uzaklaşıyorum her şeyden.

      Sil
  7. Beni en cok daglar kucuk hissettiriyor. Uzayi kucukken hayal ederdim. Kafam catlardi. Hafsalam almazdi, sinir olurdum. Ama isiksiz issiz yerlerde, deniz kenarinda yildizlari seyretmisligim coktur. Bayilirim,
    Uhuhu *gozyaslarim sessizce akarkene gozlerimden*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dağlara da bayılırım. Ne ihtişam...

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...