21 Ocak 2014 Salı

Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Grigory PETROV

Aynı anda birden fazla kitap okuma alışkanlığım yoktur aslında. Ama başka birinden ödünç aldığım için bu kitabı araya sokma durumunda kaldım. 

Yazar Grigoriy Petrov, bir papaz. Hitabet yeteneği oldukça kuvvetli bir insanmış kendisi ve 1866 - 1925 yılları arasında varlık göstermiş bu dünyada. Petrov'un aykırı görüşlerinden dolayı kilise rahatsız olmuş ve halka açık konuşmalarına kısmi yasak getirmiş. Bunun sonucunda da Petrov tepkisini koymuş ve kilisedeki görevinden ayrılıp kendini yazarlığa vermiş. İyi de yapmış.

Kitap 1928'de Türkçe'ye çevrilmiş ve kitabın kapağında da yazdığı üzere Mustafa Kemal Atatürk tarafından askeri okulların müfredatına konulmasını sağlamış. Aslında ilk okuduğumda kafamda bir "acaba" vardı. Gerçekten doğru mudur diye düşünüyordum ama kitabı okuduktan sonra Ata'nın bu kitaptan etkilenmiş olabileceğini ben de düşündüm.

Şöyle ki; Petrov genel hatlarıyla, her insanın birey olarak sistemin işleyişine, memnun olmadığımız düzene etki edebileceğimizi savunuyor. Yaptığımız işin bu anlamda bir önemi olmadığını, ister işçi, ister politikacı, istersek ev hanımı olalım.  Bireyler okur, sorgular, kendini donanımlı hale getirirse, kitapta geçtiği şekliyle anlatmaya çalışırsam, kendini yakarsa, etrafını da aydınlatmaya başlayacaktır. Ve bu bireysel aydınlanma zamanla toplumsal gerçekliğe kavuşacaktır. 

Kitap Finlandiya örneğini anlatıyor. 2-3 milyonluk, hiçbir doğal kaynağı ve elverişli toprakları olmayan bu küçük ülkenin, azimli insanlar sayesinde nasıl kalkındığından bahsediyor. Gerçekten ilham verici bir kitap.

Kitap ilham verici ve motive edici ancak, önsözde insanın motivesini kıracak bir başlangıç yapılmış. Kitap ödünç olduğu için maalesef altını çizemedim, notlar aldım. Baya da zor geldi. Önsözünü kim yazmış onu not almamışım maalesef. Kitapta birey olarak da bir çok şey yapabilirsiniz derken, önsözde siz ne yaparsanız yapın, devlet politikasıyla desteklenmedikçe yırtındığınızla kalırsınız diyor kısacası :)  

İşte o önsözden; "Petrov'un kitabı birçok ülkede uygar ve çağdaş ulusal devletin kurularak geliştirilmesi için uyulması gereken kesin bir reçete olarak değerlendirilmiştir. Fakat gerçek hayatta Petrov'un fikirlerinin kendi kendine sonuçlar vermediği kanısındayız. Nitekim, ekonomi ve devlet politikalarının uygulamaya konması gerekmektedir. Aksi takdirde, gayretli insanların kişisel çabaları ve emekleri sonucu elde edilen başarılar, tıpkı suyun kumda kaybolması gibi yok olup gidecektir. "

Bunlar da içerikten alıntılar;

  • Anavatandaki yaşam tarzına baktığımızda, büyük bir halkın sahip olduğu güçlü örtüşmeyen başarısızlık, eksiklik, geri kalmışlık ve tembellik görürsünüz. Bu durum karşısında yüksek sesle "Artık işe koyulmanın vakti geldi"demelisiniz. Hem öğrenmek hem de öğretmek zorundayız."
  • Ülkelerin güçlü veya zayıf, halkların gelişmiş veya geri kalmış olmasının altında yatan tek neden yöneticinin adil veya yetersiz olması değildir. Yönetici nasıl biri olursa olsun, her zaman kendi halkının canından bir candır, onun bir parçası, ruhunun yansımasıdır. Halk nasılsa, onu yönetenler de öyledir. Bu yüzden de, her halkın hak ettiği iktidarlara ve yöneticilere sahip olduğu eskiden beri söylenegelir. 
  • Siz ne yapıyorsunuz! Neden hiçbir şey yapmıyorsunuz, hayatı daha yaşanabilir kılmak için neden çalışmıyorsunuz? Neden sadece bir asalak veya hayatın düzenini bozan bir soyguncu gibi yaşıyorsunuz? Hiç utanmıyor musunuz? Hayatı yeniden inşa edecek bir sanatçı olabilirdiniz, ama siz bir solucan gibi yerlerde sürünerek, dünyayı bir pislik yığınına çeviriyorsunuz.

2 yorum :

  1. Bu güzel açıklama için teşekkürler, sayende okuma listeme bir kitap daha eklendi. Çok da merak ettim kitabı, özellikle de Atatürk'ün müfredata koydurmuş olmasından dolayı...
    Bir de şu söz beni benden aldı :
    "Halk nasılsa, onu yönetenler de öyledir. Bu yüzden de, her halkın hak ettiği iktidarlara ve yöneticilere sahip olduğu eskiden beri söylenegelir. "
    Biz bunu haketmiyoruz benceeee :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoğunluk - azınlık meselesi Burcu. Son günlerde umudum hiç kalmadı ülkenin geleceğinden. Ve işin en üzücü tarafı da, insanların hala görmüyor olması. Büyülenmiş, hipnotize edilmiş gibi koca bir millet. İşte halkımızın çoğunluğu böyle olunca, kitapta yazdığı gibi "halk nasılsa, onu yöneten de öyle oluyor".

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...